Attitudes Against the Form
Öz
Biçim Karşısında Tutumlar
Sanatın, toplumun kendisine çevirdiği bir ayna olduğunu düşünürsek; susmak konuşmak, bastırmak ve dışavurmak bu aynadan yansıtılmaktadır. Yansımalar sanat fuarları, sergiler ve festivaller ile bir tür Babil Kulesi’nde çoksesli (kakafonik) konuşmalara mekan olmaktadır. Her toplanma mekanında, mikro-cemaatlerin mini-maketlerinin tecessümü bulunmaktadır. Babil Kulesi yeniden inşa edilip, yıkılmaksızın hep bir onarımdan geçmektedir. Buna göre; iktidar, daha doğduğu anda üstünlük mücadelesi vermeye birkaç adım önden başlamıştır. İktidar, muhalefeti beraberinde getirirken, doğanın boşluk kabul etmeyen bünyesini vurgulamaktadır. Sanatçıların rahatsızlığı iktidarlar tarafından tahakkümlere uğramaktadır. Her iktidarın çağa göre farklı bir tahakküm mekanizması vardır, ancak hepsi bir sansür mekanizması ile çalışmaktadır. Sanatçıların rahatsızlıklarının artması ise, onların tahriklerini arttırır.Birinci bölümde, iktidarın yapısı ve halkın iktidar ile ilişkisine değinilmektedir. Halkın reflekslerini oluşturan karnavallar, festivaller, düğünler ve ziyafet kutlamaları iktidar karşısında bir anlık zamanı dondurma eylemleriydi. Krallar (günümüzde ülke başkanları, papa, süper starlar…) ve halk o gün aynı masada, aynı ortamda eğlenme fırsatı bulup gülmenin ve konuşmanın, dans etmenin karşılıklı yapıldığı gün olarak kabul ederler. Grotesk gülüş ayıp, sakıncalı, çirkin olmaktan çıkar ve ortak eğlenceye dönüşür. Foucaultcu bakışa göre iktidar sansürlemek yerine, bu eğlenceleri kontrol edebildiğini fark etti. Bir kapalı toplum mekanizması yaratıp gözetlemeyi öğrendi. İktidarın sanatı da aynı yöntem ile kullandığı örnekler bulunmaktadır. Portre ve natürmort gibi basit resim konularının, nasıl iktidarın aracına dönüştüğünün örnekleri verilmiştir. Portre resim ile iktidar ressam da olabilmektedir, erk kuvvetleri de. Ressam, portre resmi ile neler yapabileceğini keşfettiğinde, izleyici üzerinde tahakküm kurmuştur. İzleyici, üzerinde oluşan bu baskı ve tahriklere tahammül edemez ve refleksler geliştirir. Sanatçı ise karşılaştığı refleslerden memnundur. İkinci bölümde, sanatçıya ve temsil edilemeyene tahammülsüzlükler örnekler ile incelenmektedir. Hangi tabular sanatçıların konusu olabilir, “bu sanat mıdır?” sorularına verilen cevaplar, sanatçının ne kadar ileriye gidip soru sorabileceği araştırılmıştır. Kaydedilmiş, manşet olmuş veya sansüre uğramış örnekler ile tahammülsüzlüklerin sınırları incelenmiştir. Toplum direnirken hafızasını yeniler, teamüller geliştirir. Önceleri çatışmalar çok güçlü olmazken, sonradan her direnç kendi karşıtını oluşturur. Toplum bünyesinde a(r)tık olan kendi ürettiği bir bölüm olduğu içindir ki yok edilemez, absorbe edilir veya görmezden gelinerek dışlanır. Özetle ilk bölüm, ulus-devletlerin ortaya çıkması sonucu iktidarların değişmesini, tahammüllerin toplumda azalması ile yaşanan çatışmaların sanata yansımalarının incelendiği bir bölümdür. İkinci bölümde ise, iktidar oluşun ve iktidara tabi oluşun sınırlarının alenen belirginleşmesi karşısında parçalanmış mikro iktidarların tahakkümleri, tahammülleri, tahrikleri örnekler üzerinden incelemeye alınmıştır.
Anahtar Kelimeler Biçim, İktidar, Teamül, Tahakküm, Tahammül, Tahrik
Abstract
In order to start with the thesis of art is the mirror of society reflected upon itself, it is the gereration of silence or talking, pressing down or expressing. These customs become the cacophony spaces like Babel tower with the art fairs, exhibitions and festivals, biennials. Every collection space finds mini-models embodied in each micro-communities. The Babel Tower is mended every time without being ruined or constructed all over. Throgh the first part, the relation is mentioned between the structure of the power and the community. Carnivales, festivals, nuptials and feasts made from public’s reflexes were frozen moments against the power. Kings (which are at present known as presidents, the Pope, pop-stars…) and the public accepted that it is the day to laugh, dance, have fun and speak each other in the same space, at the same time, around the same tamble. Grotesque smile becomes common fun instead of being shameless, odium, rude and ugly. On the contrary, Foucault ideology claims that the power has already noticed it would able to control it instead of censoring. Discovered to watch it by building a close society. There are many exaples of the power to lead the art same way. It is mentioned in the text, how the power materialized evet simple themes as portrait and stil-life paintings. In portrait paintings the power can be even the artist nor the tycoon. When the artist found out what could be done with the portrait art, he dominated the viewer. Then the viewer cannot overcome these dominations or provocations and acts involuntarily. The artist is glad to see these reflexes. In the second part, intolerance of artists and non-representative is given by many examples. The answers of “What taboos are the themes of the artists”, “Is this art?” are analyzed, by the way how far an artist is free to do it. By reported, censored and headlined exampes are studied intolerance limits. With reference to this; the power is born with a few steps forewards by the advantage. The Power, when giving life to contrarierty together, stresses on the constitution of the nature which doesn’t accept any blanks. When the community ressists on it, then refreshs the memory and improves practices. Formerly, conflicts occur slightly, then every resistance creates its own opposition. Remains cannot be destroyed, absorbed or left excluded which are created by the community itself. In the second part of article, reflections of low community endurance and conflicts are analyzed that the power had changed on the contrary of nation-states collapsion. In the third part, the fragmented mikro-powers’ tyranny, endurance and disturbances are analyzed in contrary of clear borders of the powerty.
Keywords Form, The Power, Practice, Tyranny, Endurance, Disturbance